28.10.2020 - Bilgi Vitrini & Sanal Ansiklopedi
Bilgi Vitrini

Türk Tarihinde Tuğralar

Türk Tarihinde Tuğralar

Tuğra Nedir; Türk Tarihinde Tuğralar

Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarlık alameti olan olarak kullandıkları tuğralar menşei bugüne kadar layık olduğu şekliyle anlatılmamış ve tetkik edilmemiştir.

Eski bir kaynak olan Kaşgarlı Mahmut Divanı Lügatit Türk’ünde tuğra hakkında şu bilgileri verir. Tuğra, Oğuzca Tuğrak kelimesinden gelmektedir. Tuğrağ kelimesinin manaları hanedanın mührü, tevki dir. Bu kelimeleri i türkler bilmez ben de aslı bilmiyorum. Kaşgari tuğralamak ve  tuğralanmak mastarlarından da bahseder.

Ferheng ise; ’’Hükmi pedaşahi ve fermanı şehriyari evvelinde Elkap ve Nişa’a derler’’ demektedir.

Burhan-ı Kati tercümesinde; ‘’Bukra vezninde ol elkabdır ki feremin, menaşiri sultaniye evvelinde yazılıdır. Ve selefde bir kavis hat idi ki ahkam üzerine çekilirdi. Hala malumdur ki ahkam üzerine olan imzayı şahanedir’’.

Alaaddin ali bin abdullah-il Bahai, Metalibilbüdur fi Menazilissürur adlı eserinde Selçuklu tuğlalarından bahseder.

Ahmet Vefik Paşa, tuğranın Oğuzların damgası olduğunu söyler .

Hüseyin Kazım Bey, büyük Türk Lugatında aşağıdaki bilgiyi verir.

‘’Türki’de Tuğra, Turga, Tuğrul, Tugri denir. Farisi’de Tugri iki kanadı açık doğan, bir nevişedid  büyük doğan, yahut kartaldır. Nişanı Hakani ittihaz olunmuştur. Oğuzlar Hakanının nişanı. Bukra vezninde ol elkabdır ki feremin, menaşiri sultaniye evvelinde yazılıdır. Ve selefde bir mukavves hat idi ki ahkam veberevat üzerine çekilirdi. Hala malumdur ki ahkam üzernde olan imza-yı şahanedir.’’

Yukarıda verdiğiniz bilgiler Tuğra’nın menşe ve manası hakkında azda olsa malumat vermekte, Oğuz Türkler’ince malum olduğunu ve Selçukluların kullandıklarını kaydetmekte iselerde Oğuz Türkleri’nin ve Selçukluların Tuğralarına ait lugat bilgisinden ve Selçukluların Devlet Teşkilatına dair malumat veren kitapların yazılarından başka bir bilgiye sahip değiliz. Bundan sonra da bu Tuğraların şeklini meydana koyacak bir eser veya bir ve belgenin bulunabileceğini beklemek yanlış olur.

Osmanlı Devleti, Selçuklu İmparatorluğu’nun bir uç beyliğinden kurulduğuna göre ileride de bu devletin idari sistemini örnek aldığı kabul edilebilir.

Osmanlı İmapratorluğu’nda devletin kurucusu Osman Gazi’ye ait tuğra bugüne kadar bulunmamıştır .

Tuğra yı hükümdarlık alameti olarak ilk defa Orhangazi devrinde görmekteyiz. Oğuz ve Selçuklu tuğralarının şekilleri hakkında bir bilgiye sahip olmadığımız için Osmanlı tuğraları ile benzerlikleri hakkında bir şey söylemek mümkün değildir.

Orhan Gazi’nin tuğrası bulunan iki adet vesika ele geçmiştir. Birincisi 1324 öteki 1348 tarihleridir. Her iki vesikanın tuğraları birbirinin aynıdır. Orhan bin Osman isimleri sade bir şekilde istif edilerek meydana getirilmiştir. Orhan bey’e ait bu turalı vesikaların bulunması tarihci Hammer’in ‘’Sultan Murad’ın, Ragüza’lılra verdiği ahitnameye elini basmak suretiyle tuğran’ın ilk şeklini meydana getirmiştir’’ şeklinde ileri sürdüğü, bazı yazarların da buna dayanarak yazdıklarını çürütmüştür.

Nitekim bu hususu tahkik için çok muntazam olan Ragüza arşivinde bir araştırma yapan arşiv uzmanı doktor Fekete Lajos böyle bir vesikayı vesikayı bulamamıştır.

Osmanlı imparatorluğu’nda istif ve güzelliği ile yazı ve süsleme sanatında büyük bir önem kazanan tuğra dört kısımdan ibarettir.

  • Tuğran’ın metin kısmı ki buraya padişahın ve babasının isimleri ile Şah, Han, El muzaffer kelimeleri yazılır, bu kısma tuğran’ın sere’si veya kürsü’sü denir.
  • ‘’Bin’’ ile ‘’Han’’ kelimelerindeki ‘’mim’’lerin kıvrılmasıyla meydana gelen iç içe iki münhaniye Beyze tabir olunur. İç ve dış Beyzeler.
  • Yukarıya doğru uzanan üç ‘’elif ‘’ harflerinde tuğ veya doğrudan doğruya tuğranın Elifleri denir. Üzerindeki kıvrıklara Zülf veya Zülfe denir.
  • Beyzelerin devamı olan ve ‘’elmuzaffer’’ kelimesinin üzerinden geçerek tğuranın sağına doğru muvazi iki hat şeklinde uzanan kısma Kol veya Hançer denir.

Orhan Bey’in tuğrasında yukarıda saydığımız kısımlara göre Sere ve Tuğ’lar vardır. Beyzeler ve Kol teşekkül etmemiştir.

Murat Hüdavendigar, Yıldırım Beyazıt ve Çelebi Mehmed’in tuğraların da Sere kısmında ‘’Han’’ ünvanında yer aldığı Beyzelerin teşekkül ettiği ve devamı olan Kolunda meydana getilerek Orhan Bey’in tuğrasını nazaran daha mükemmel bir hal aldığı görülür.

İkinci Murat tuğrasında ise tuğra ‘’elmuzaffer daima’’ dua cümlesi ile bilinen klasik hüviyetini alır.

Bahsettiğimiz tuğralar vesika ve belgeler üzerindeki tuğralardır. Paralarda ise ilk tuğra Yıldırım’ın oğlu Emir Süleyman’a Edirne’de saltanat iddiasında bulunduğu zaman bastırmıştır. Padişahlarda ise Birinci Murad’ın parasında görülür.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ