20.10.2020 - Bilgi Vitrini & Sanal Ansiklopedi
Bilgi Vitrini

İbni Batuta’da nın Anadolu Seyahati

İbni Batuta’da nın Anadolu Seyahati

İbni Batuta Seyahati

Ünlü Arap seyyah İbni Batuta’da gezmiş olduğu yerleri, halkları, kültürleri, adet ve töreleri de anlatarak bugünlere mükemmel bir eser bırakmıştır. Onun yazdıklarından Türklerin yaşam şekillerini de bir müslüman  yabancının gözünden okumak hem anlamlı hemde objektif olmaktadır.

Osmanlı Devletin’in kuruluş yıllarına raslayan dönemde Anadolu’yu da gezen bu seyyah Orhan bey zamanına raslamış ve kendisi ile tanışmıştır ve Orhan Bey’i ziyadesi eserinde övmektedir. Anadolu daki yaşam ve kültürle ilgili mükemmel bilgiler vermektedir.

Sinop’dan bir gemi ile Deşti-Kıpçak bölgesi denen (Bugünkü Ukrayna-Kırım ve civarlarıdır) bölgeye geçmiştir.Bu sırada burada bir Türk Devleti vardı Özbek Hanlığı yani Altınordu Devletine bağlı bulunmaktaydı.

Kırım Hanlığını yöneten Tülük Timur’un Özbek Hanını ziyareti sebebi ile İbni Battuta da bu yolculuğa onunla katılmış ve gördüklerini yazmıştır.Çok güzel bilgilerden biri de Türklerin at arabaları ile seyahat ettiklerini anlatır ve şu açıklamayı yapar;

‘’Araba, büyüklüğüne göre iki veya daha fazla at tarafından çekiliyordu. Ağırlığına göre önüne öküz ya da develerin koşulduğu da oluyordu. Arabacı semerli olan hayvana binerek elin-deki övendire ile hayvanları idare ederdi. Arabanın üzerine ince ağaç çubuklarından yapılmış ve birbirine kayışlarla kenetlenmiş kubbeyi andıran hafif bir iskeletle bindirilir. Bunun üzerine keçeveya çadır bezinden bir örtü konulur. Kubbenin kafesli pencerelerivardır. Arabanın içinde olan bir kimse, içerisi görünmeden diğerlerinigörebiliyor, yol boyunca arabanın içerisinde istediği her şeyi yapabilir; uyuyabilir, yemek yiyebilir, kitap okuyabilir ya da yazı

yazabilirdi”. (1330 lu yıllar)

Kitabından öğrendiğimiz bir başka konu ise yiyecek-içecek konusundadır ve şu açıklamaları yapar; Türklerin katı yiyecek ve ekmek yemedikleri (yolculukda), “dûkî/düğ, düğü” adını verdikleri bir yemek yaptıklarını söyledikten sonra bu yemeğin hazırlanışı hakkında bilgi vermektedir:

Önce suyu ateşin üzerine koyarlar, kaynayınca düğüden bir parça atarlar, yanlarında et varsa onu küçük parçalara ayırdıktan sonra tencereye koyarlar ve beraber pişirirler. Yemek pişince, herkesin payını tabaklara koyarlar. Daha sonra da tabaktaki yemeğin üzerine yoğurt dökerler”.

İbn Battûta, Türklerin düğü dışında “burhani/borani” adı verilen hamur işi yemeği yediklerini ve bu yemeğin; küçük parçalar halinde kesilmiş hamur parçalarının (erişte) üzerine delik açılıp, tencerede pişirildikten sonra üzerine yine yoğurt dökülerek yendiğini belirtmektedir.

Kırım Türklerinin tatlıdan pek hoşlanmadıkları, fakat yemekten sonra meşrubat olarak kısrak sütünden yapılmış “kımız” ve tadını biraz ekşimsi bulduğu için içemediği “düğü suyu” yani “boza” içtiklerini, düğü tanelerinden ve sütten imal edilen bozanın, Hanefi ulemasınca caiz görüldüğünün altını çizmektedir.

İbni Battuda o zamanki Bizans İmparatorluğunu gezmiş başket olan istanbul’u da ziyaret etmiştir. İstanbul ziyaretinde ilginç bir ayrıntıda paylaşır Müslüman olduğu için Ayasofya’ya sokulmamıştır.

İbni- Battuda seyatini RIHLE adını verdiği kitabında toplamıştır, mükemmel bir eser olup geçmişse dair şeker tadında bir kitapdır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ